Gönderen: meram | Mart 24, 2007

Tavusbaba

tavusbaba.jpg

TAVUSBABA
M.Ferit UĞUR
Konya’nı yaz mevsiminde en güzel bir sayfiyesi ve Pazar günleri en kalabalık bir mesire olan Meram Bağları’nda (Tavus Baba) denilen mevkiye orada görülen küçük bir türbeden
bahsedeceğim. Bağı bulunmak yahut bir bağ isticar etmek dolayısıyle
Meram’a göçenler bilirler ki bilhassa ikindi vakitlerinde kendi bağlarım
dar ufukları içinde sıkılan kadınlar, bazen de erkekler-çocuklarıyla
gezmeğe gelen misafirlerim yanlarına alarak Tavus Baba’ya çıkarlar. Burası
Meram çarşısından Hacı Hasbey Camiine giden yol üzerinde ve
yüksek bir noktadadır. Buradan Meram vadisinin iki tarafım tezyin
eden meyveli, meyvesiz ağaçlar, yer yer çayırlıklar, sebze tarlaları, bağ
evleri büyük çay ve bu çaydan ayrılmış arklar ile çıplak bayırlar ve
tepeler velhasıl Meram’ın bütün tabii ve sun’i güzelliklerden vücuda gelmiş
elvahi bedayi valilhane seyredilir. îkinci güneşinin ılık altın ışıkları ile
yaldızlanan bu günagun manzaraların letafetine doyulmaz; insanın gözü,
gönlü hakikaten açılır; ruhunda derin bir haz ve inşirah doğmağa başlar;
tabiata karşı sevgi, incizabı artıkça artar. Meram’da, sabahın da, akşamın
da kendilerine mahsus güzellikleri ve zevkleri varsa da ikindi gezintisinin,
ikindi şemmülhavasının, hele Tavus Baba’daki valihane temaşasının,
safasına hiç bir şey kıyas edilemez. Tavus Baba, Tavus Baba diye her
gün adı yüzlerce, insan tarafından anılan bu zatın kim olduğunu ve
hangi devirde yaşadığım yakın zamana kadar kimse bilmiyordu.
Geçen yıl Milli Kütüphane Müdürü Bay Mes’ud Koman arkadaşımızın
Konya’da elde ettikleri bazı eserler bu mechuliyet perdesini kaldırdılar.
Bu eserlerden İsmail bin Seyid Muhammed Şerif bin İbrahim’in (757-
1356) tarihli “Tezkiretüliberi velasar fi bahsil-ü-memi velemsar” adlı
arapça bir risalesinde Selçuk Sultanı I.Alaeddin Keykubad’ın zamanındaki
ulema, şuara, ve meşayıh zikrolunurken Tavus Baba’nın ismi
de (Şeyh Tavus-ı Hindi) diye geçmektedir. Yine Abdülkadir bin
Ahmed bin Süleyman El-efsusi’nin (923 -1517) tarihli küçük Farisi Selçuk
ve Karaman oğulları tarihinde, Sultan II.Rüknüddin Süleyman devrinde
Konya’ya uzak ve yakın diyarlardan bir hayli alim ve şairin gelişini ve bu
meyanda Şeyh Zahirüddin Faiyabi ile Şeyh Tavus Mehmed’inde
bulunduğunu görüyoruz. Ünsi’nin Şehname-i Selçukunda da, Konya’daki
Ariflerden, Gazilerden bahsolunurken:

Heme arifan gaziyan saf beste
Her ca ba bezmi in şir araste
(Şeyh Osman Rum hem Tavus ata
Alemşah gazi serhengi Ebülvefa)

şeklinde beytlere tesadüf ediyoruz. Bunlardan şu netice çıkıyor:
Tavus Baba’mn asıl adı Mehmet ve memleketi Hindistan imiş. O
zamanın meşayihından sayılıyormuş. Anadolu Selçuk Sultanlarından
Rüknüddin Süleyman II. ile oğlu Kılıç Arslan III, kardeşi Gıyasüddin
Keyhüsrev I ve bunun oğlu îzzüddin Keykavus ile meşhur Alaüddin
Keykubad devirlerinde Konya’da yaşıyormuş Selçuk hükümdariannın,
kültür adamları ile meşayiha çok hürmet ve riayet gösterdiklerim
işidince o zamana göre uzun bir mesafe olan Hind-Konya yolunun
bütün müşkülat ve mezahimini iktidamdan çekinmemiş, fakat bu
suretle de namım Konya’da ibkaya muvaffak olmuş. Doğum ve ölüm
tarihleri malum olmadığından müddeti ömrünü tayin mümkün
değildir. Meram’daki türbesi, duvarları taştan ve sakafi tonos biçiminde
tuğladan örülmüş, ufak bir yapıdır. Bir insan boyundan alçak olan kapışı
gün doğuya bakmakta ve şimal cihetine açılmış küçük bir pencereden ışık almaktadır. Türbenin içden içe boyu 4.30, eni 3 ve yüksekliği 2.5 metredir. Hazretin
yüksekçe olan merkadi tuğladan yapılarak beyaz kireçle sıvanmıştır.
Basında eski ve sarıklı bir külah vardır. Bu türbeyi 1884 tarihinden
1907 tarihine kadar Konya Mevlevihanesinde postnişin olan
merhum Abdülvahid Çelebi’nin tamir ettirdiği rivayet olunmaktadır.
Duvarlarına ziyaretçilerin her biri kurşun kalemle birer şey yazmışlarsa
da kayıt ve hıfza şayan olanlar görülememiştir.
tavusbaba1.jpg
Konya’da Tavus Baba’dan başka Hindli diğer bir zat daha yatmaktadır.
Bu, abdülhamit devri ricalinden Adliye Nazırı merhum Abdürrahman
Paşaya mensup ve Söylemez lakabile maruf Şeyh Hüseyni
Çeşti’dir. Türbesi Larende Camii önünden Meram’a giden yol üzerinde ve
Kanlıgöl cihetindedir. Şekli Selçuki türbeleri gibi ehrami olup dört
duvarla çevrilmiş bir bahçe derunundadır. Şeyh Hüseyin Hindistan’da münteşir Çeşti Tarikatım Konya’ya yaymak istemişse de muvaffak olamamıştır. Merhum esmer tunç
yüzlü, beyaz sakallı ve orta boylu bir zat idi. Güzel talik yazışı vardı.
Ziyaretine gelenlere bir kaç tane kuru üzüm ikram ederdi. Münzevi
olduğundan çarşı ve pazara çıkmaz ve herkesle görüşüp konuşmazdı.
Meşrutiyet devrinde vefat etmiştir.
Meşahire ait hal tercümesi kitaplarmda bizim Hindli Şeyh Mehmedimiz gibi Tavus lakabım
almış diğer kimselere de tesadüf etmekteyiz. Bunlardan biri tabiinden ve fukaha ve sulehanın ulularından Ebu Abdurrahman bin Kisaniyy-ül- havlaniyy-ül-Hemedanî’dir. Hicretin
106 senesinde Mekke’de irtihal buyurmuşlardır. Emevilerden Abdülaziz halife olduğu zaman ona yazdığı mektupta “işlediklerinin tamamen hayır olmasmı istersen ehli hayrı kullan” diye nasihat vermiş, o da bu nasihati çok beğenmişti. Oğlu Abdullah bin
Tavusta Abbasî halifesi Mansura bazı hakikatleri cesurane söylemekten
çekinmemişti. (Name-i danişveran-ı nasırı) eşrafı haseniyye ve sadatı hüseyniyyeden Seyyid Muhammed’e yüzünün güzelliği ve ayaklannın çirkinliği münasebetiyle (Tavus) lakabının verildiğini okuyoruz. Bunun oğulları İran’ın büyük alim ve müelliflerinden Cemalüddin Ahmet ve Gıyasüddin Abdülkerim de İbn-i Tavus) lakabıyla şöhret bulmuşlardır.
Bunlar altıncı ve yedinci hicri asır ricalindendirler.

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: