Gönderen: meram | Mart 24, 2007

Cemel Ali Dede

cemel.jpg

Fatih YÜRÜK
Evliya Çelebi’nin övgüyle bahsettiği Konya’nın Meramında; son duraktaki bir arka sokakta, villalar arasında sıkışmış, dikkatli bakışlarla farkedilebilecek kadar; ağaçlar arasında kalmış ve küçük bir yapı olan Cemel Ali Dede Türbesi bir ilkbahar günü, nisan ayının ilikleri ısıtan zayıf güneşli bir gününde uğrak yerim oldu. Türbenin bitişiğinde küçük, şirin mescidin genç imamının arkasında bir vakit namaz kılma vesilesiyle bulundum. Mescid; küçük kubbeli, minaresiz, içi süslemesiz, loş ışıklı, insanın içine manevi huzur veren bir yerdi. Namazdan sonra imamdan türbe ve mescid hakkında biraz bilgi aldım. İbrahim Hakkı Konyalı’nın Konya Tarihi isimli kitabından edindiğim bilgileri imam ile paylaştım.
cemelic.jpg
Cemel Ali Dede’nin hakkında bilgiler pek fazla değil. Mescidin ustası olduğu, mescidin yanında mekteb, çeşme hatta hamam olduğu anlatılıyorsa da bugün sadece mescid ile türbenin kaldığı görülüyor. Türbenin dış duvarlarının önce çini olduğunu, ama bugün çinilerin döküldüğünü gördüm. Türbenin içinin seyredilebildiği tek yer pencereydi. İmam türbenin bakımsızlıktan tavanının çatladığını, tavanından suların aktığını, yıkılmanın ahşap iskelelerle engellendiğini hem anlatıyor, hem gösteriyordu. Kaynaklarda yedi sandukadan bahsediliyor, ama türbeye girilemediği için hepsi görünmüyordu. Sandukalar çeşitli renkli çinilerle kaplı, düz ve kitabesiz idi. Türbenin hiçbir yerinde yatanların adlarını ve ölüm tarihlerini gösteren bir kitabe yoktu. Ancak Konya Tarihi’nde, yatanların Cemel Ali Dede, karısı, kızı ve aşçısı olduğu rivayeti yeralıyordu.
Türbeye ismini veren Ali Dedenin niçin Cemel lakaplı olduğunu hep merak ederdim. Bu sorunun cevabını öğrenmek beni heyecanlandırdı. Çünkü böylece Ali Dede’nin, Mevlana Celaleddin-i Rumi ile aynı zamanda yaşadığını, Hazreti Pirin küçüklüğünde ondan yaşca büyük olduğu için ona baktığını, küçük Celaleddin’i eğlendirmek için sırtına alıp gezdirdiğini, bundan dolayı da deve lakabı aldığını öğrenmiştim. Kaynaklarda Mevlana’nın mektublarında geçen Hoca Alinin Cemel Ali Dede olduğu, Mevlana’nın ve dervişlerinin sık sık buralara gezmeye geldiklerini ve istirahat ettiklerini okumuştum. O zaman henüz bozulmamış, evlerle dolmamış Meramda, Mevlâna ve talebeleriyle bağ, bahçenin içinden, kuş cıvıltılarıyla kulağımı doldurarak gezmek, o havayı koklamak geldi içimden.

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: