Gönderen: meram | Mart 24, 2007

Konyalı Ehl-i Tarik Ozanlar

ozan.jpg

Mahmut Ragıp GAZİMİHAL

Sanatı; Allah’ı aramak diye tarif ediyor Üstad Necip Fazıl. Bu görüşe katılmayanlar olabilir ama 18. asrın son dönemlerinden 20.yy. başlarına kadar gelip geçen ozanlardan ve aşıklardan bahseden M. Ragıb Gazimihal’in isimlerini ve tarihçe-i hayatlarını naklettiği bütün bu sanatçılarda Allah aşkını ve vuslat ateşini görebiliyoruz.
Bugünkü tabirle kendi dönemlerinin halk müziğini icra eden bahsi geçen Ozanların neredeyse hepsinin herhangi bir tarikata bağlı olduğunu biyografilerinden okuyoruz. Ayrıca bu aşıkların terennüm ettiği beyitlerden verilen bütün örneklerde de aşk-ı ilahiyi hissetmeniz mümkün…
1947’lerde basılmış bir eserden iktibas ettiğimiz aşağıdaki satırları ecdadın musikiye bakışını, Konyamızın zengin musiki kültürünü yansıtması ve “nasıl bir musiki” diye arayış içinde olanlara bir açılım sağlaması ümidiyle naklediyoıuz.
KONYA’DA 19. ASIR HALK MUSİKİSİ
XVIII’inci asır sonlarından zamanımıza kadar hele sazlariyle Konya’da ün bırakmış olan aşıkları ölüm tarihleri sırasiyle anıyorum (ki bu hüviyetleri elde etmek hususunda kendilerinden yardım gördüğüm Konyalı meslektaşlara burada da ayrı ayrı teşekkür ederim.)
HULUSİ BABA- Doğum ve ölüm yılları 1165-1225 olarak tahmin edilmektedir. (M.1752-1811). Mevlevi tarikatındandı, kâtiplikle geçinirdi.
ŞEM’İ- Konya’nın Çaybaşı Mahallesi’nde 1190’da doğmuş, takriben 1257’de aynı şehirde ölmüştür. (M.1777-1842). Kaba sakallı bir adamdı, helvacılık ederdi. Saz çalardı, aynı zamanda da aşıktı. Türbe’nin kıbleye karşı olan yol kenarında yatmaktadır.
AŞIK MEHMET- Konya’ da 1250’de doğup 1310’da öldü. Mahlası “Koraçor”du. Çiftçilikle geçinirdi. (M. 1835-1894).
SEYRARİ- Bardakçılıkla geçinmiş olan Seyrani, 1250’de doğup 1310’da ölmüştür ( 1835-1894). Konya’dan ayrıldıktan sonra kendisini kıskananlar tarafından öldürüldüğü rivayet edilir.
AŞIK MEHMET -Konya’nın Uluırmak mahallesinde 1251’de doğup aynı şehirde 1310’da ölmüştür. (M.1836-1894) Mahlâsı “Deli Memet”, sanatı rençberlik ve tarikatı mevlevî idi. Sadreddin Çelebi zamanında yetişmiştir.
HİKMETİ- Asıl adı Mehmet’tir. Hicri 1235 yılında doğup, seksen yaşında olduğu halde 1315’te öldü. (M.1820-1899). Çaybaşı’nda otuıurdu. Hicaz divanının Saflı yolu usulünü
pek güzel çalardı. Tarikatı Mevlevi ve sanatı kol uşaklığı idi.
DELİ ÖMER- Karaman yaylasında oturur, rençberlikle geçinirdi. 1250’de doğup 1320’de ölmüştür. (M. 1835-1904). Aşağıdaki kıtalar işte bu duygulu rençberindir:
Benden selam eyle ey bâd-ı saba,
Hoblar şâhı şehinşaha uğrasan;
Yüz sürün pâyine eyle ah ü vah,
Ruh-i beyt-i gıblegâha uğrasan.

Hoblar içre benim hımenendime,
Gönlümün süruri şah levendime;
Affetsin gusurum söyle gendine,
Eğer goh-i şah-i şahe uğrarsan.

Mürg-i dil mahzûnün feryat itmesin,
İşimi roz-i şeb berbat itmesin,
O Del Ömer vaslından bidat itmesin,
O hurşid-i mehrimâhe uğrasan.
TAŞÇI ALİ USTA- Konya’nın Akçeşme Mahallesinde 1265’te doğup, aynı şehirde 1320’de ölmüştür. (M.1849-1904). Nazende tarikatından olan Ali Usta, mahir bir aşık olduğu
gibi, güzel de saz çalardı.
HITLUSİ-1257-1322 (M. 1842-1907) yılları arasında yaşayan Hulusi nakşıbendi tarikatındandı ve Hatuniye dairesinde müderrislik ederdi.
AŞIK ÖMER- Mevlevi tarikatından olan Aşık Ömer, rençberlikle geçinirdi.
(1255-1325 “M. 1839-1910”).
ASIK SEYİT- Mevlevi tarikatındandı ve kitabetle geçinirdi.
(1255-1325 “M.1839-1910”).
AŞIK ŞEVKİ- Konya’nın Şems Mahallesi’nde 1255’te doğup aynı şehirde yetmişinde olduğu halde 1325’te öldü. (m. 1839-1910). Hem şair, hem sazendeydi. Katiplikle geçiniyordu. Mevlevi idi.
CENNETİN NUDİ- Erzurumlu Emrah’ın çıraklarındandır. Otuz sekiz yıl önce ve kırk yaşında öldüğüne göre 1285-1325 yılları arasında yaşamış demektir. (m. 1869-1910).
AŞIK SELİM- Konya’nın Tekke Mahallesi’nde doğmuştur. 37 yıl önce 61 yaşında öldüğüne göre, 1265’te doğup 1326’da ölmüş olması gerekir. [M. 1849-1911). Kasaptı ve Nazenin tarikatına mensuptu.
APALIZADE RIZA-1265’te doğup,1325’te altmış yaşında olduğu halde ölmüştür. (M.1849-1910) Katipti ve Nazenin tarikatındandı. Konya’nın Şems mezarlığında yatmaktadır.
SEYİT SEYFİ- Konya’da 1280’de doğan S.Seyfi, 46 yaşında olduğu halde 1325’te aynı şehirde ölmüştür. (M. 1864-1910).
MEHMET ZARİ- Konya’nın Şems mahallesinde 1260’da doğup, 1330’da ölmüştür. (M.1844-1914). Kitabetle uğraştığı gibi, yorgancılık da ederdi. Nazenin tarikatındandı.
SALİH- Mahlası “Safderî”dir. Âşık Rıza’nın kardeşi olan şair Safderî, attarlıkla geçinirdi. Konya’da 1265’te doğup,1330’da ölmüştür. (M.1849-1914). Tarikatı iyice bilinememekle beraber, mevlevi olduğu söyleniyor. Saz çalardı. Üçler mezerlığında yatmaktadır.
AŞIK RlZA-. Aşık Salih’in kardeşi ve beş yaş küçüğüdür. Elinde saz diyar diyar dolaşmakla ömrü geçmiştir. Mevlevi idi. Konya’da ölerek Üçler Mezarlığı’na gömülmüştür. Ölüm yılları kesin olarak bilinmiyor. (Doğumu 1853-?)
RENZİ- Asıl adı Ahmet’tir. Konya’nın Karaman kazasında 1275’te doğup, 55 yaşında olduğu halde 1330’da ölmüştür. (M. 1859-1914). Uşşakî tarikatındandı.
HAKİ BABA- Konya’nın 1270’te doğup, 65 yaşında olduğu halde 1335’te aynı şehirde öldü. Nazenin tarikatından olduğu şiirleriyle de sabittir. Kitabetle geçinirdi. Saz çaldığı gibi aşıklıkta ederdi. (M. 1867-1916)
CEVLÂNİ BABA Asıl adı Muhammet olan bu zat Konya hükümek konağında bekçilik ederdi. Konya’nın Uluırmak mahallesinde 1270’te doğup 65 yaşında olduğu halde öldü. (M.1854-1919). İyi saz çalan Cevlânî’nin okur yazar olmadığı halde şiirler söyliyebilmiş olması, emsâli gibi onun da kulaktan belleme pek çok şiirlerin hâmili bulunmuş olduğuna delildir.
AŞIK MEHMET- Konyalılar arasında Aşık Mehmet diye anılan bu zatın Konya’nın Yunusoğlu mahallesinde doğdu ve doğum tarihinin 1274 olduğu yapılan araştırmalar sonucunda anlaşılmıştır. İmamlıkla geçinir, hem saz çalar, hem da ışıklık ederdi. Nazenin
tarikatındandı. Konya’da 1336’da ölmüştür. (M. 1858-1920).
MUSTAFA REMZİ- Konya’da 1265 baharında doğup, yetmişinde olduğu halde 1335’te öldü. (M.1849-1919). Rençberlikle geçinirdi. Nakşıbendi tarikatındandı. Deli Mustafa Remzi diye de anılan bu halk sanatkarının söylediği ve hiç yayınlanmamış olan şiirlerinden birini birlikte okuyalım:

Sofi tefsir eyle gel şu ayeti:
Secde âdeme mi, turaba mıdır?
Sen kimden aldın bu icazetini?
İmanın Hakka mı, kitaba mıdır?

Tasfir mi sanırsın sen bu sureti?
Men arap sırrının nedir hikmeti?
Ham-ı empraye mi Hakkın taati?
Yoksa seccadeye, mihraba mıdır?

Remzî, küfrün sığmaz oldu imâne,
Bâdezin hizmet et pir-i mugâne;
Zahit şu esrarın koysun meydâne
Taanın bâdeye mi şaraba mıdır?

İBRAHİM- Çörekçi İbrahim Ağa diye de anılır, mahlası Kemâlî’dir. Konya’da 1274’te doğup 1340’da öldü. Nazenin tarikatından olup, bahçıvanlıkla geçinirdi. (M.1858-1921).
MUHAMMET ZARİ- Konya’nın Battallar mahallesinde 1295’te doğup, yine Konya’da 1340’da ölmüştür. (M. 1878-1924).
DEMİRCİ AHMET- 1280’de Konya’da doğmuştur; altmış yaşında olduğu halde yine orada öldü. (M. 1864-1924) Mevlevi tarikatındandı, kasaplıkla geçinirdi.
AŞIK HAYDAR- Konya’nın İsmil köyünde 1282’de doğan Aşık Haydar, 54 yaşında olduğu halde 1339’da hayata gözlerini kapadı. (M. 1866-1920). Nazenin tarikatından olup, rençberlikle geçinirdi.
AŞIK TEVFİK- Konya’nın Yunusoğlu Mahallesinde 1300’de doğmuş, 40 yaşında olduğu halde 1340’da ölmüştür. (M. 1884-1924). Tarikatı nazende ve işi katiplikti. Hem çalar, hem söylerdi.
İSMİLLİ TARİHİ- Konya’da 1277’de doğup, 65 yaşında olduğu halde 1342’de ölmüştür. (m. 1861-1926). Mevlevî idi.
SEYİT FİGANİ- Konya’nın Mahkeme önü civarında hicrî 1300’de doğan Seyit Figanî,1345’te ölmüştür. (M.1884-1929). Mevlevi tarikatından olup, rençberlikle geçinirdi.
AŞIK MEHMET FEVZİ- Konya’da 1280’de doğdu; yine orada 1345’te ölerek, üçler Mezerlığı’na gömüldü. (M.1864-1929). Mevlevi tarikatından olup, kereste ticaretiyle geçinirdi.
GUFRANÎ- Asıl adı Ali, mahlâsı Gufranî olup, 1289’da Karaman’da doğmuş, 1342’de ölmüştür. İmamlıkla geçinir, güzel şiirler söyler ve gayet iyi saz çalardı. Onbeş yaşında şiir söylemeye başlamıştır; zaten ailesinin koçak dedeler diye kaza dahilinde şöhreti vardı. Son zamanlarında sazı bırakmıştır; Karaman’da pek fakir bir hayat geçirmekteydi. (M. 1874-1926).
KAŞiF- Asıl adı Mehmet olan kaşif, 1290-1343 yılları arasında yaşamıştır. (M.1875-1929) Mevlevi tarikatındandı. Saz çalar, hayatını imamlıkla kazanırdı.
MABOB- Altmışbeş yaşında olduğu halde 17 yıl önce öldüğü bilindiğine göre 1280’de doğup 1345’te ölmüş olması gerekir (M.1864-1929). Rivayete göre mevlevi tarikatından olup, hem de şair ve hattattı. Konya camilerinin çoğunda eserleri vardır.
AŞIK GİRYANİ- Konya’nın Çukur mahallesinde 1281’de doğup, 64 yaşında olduğu halde 1345’te ölmüştür. (M. 1865-1929). Asıl adı Seyit’tir. “Giryanî, mahlâsıdır. Nazenin
tarikatındandı ve mestçilikle geçinirdi.
İBA ÇAVUŞ- Konya’da H.1266’da doğup, 82 yaşında olduğu halde yine orada 1342’de ölmüştür. (M.1850-1932). Aşık olmamakla beraber, pek meşhur bir sazendeydi. Yenikapı divanı, Hicaz divanı, Saftıyolu divanı, Kars divanı, Aşık divanı ve Derebey yolu usullerini layıkiyle çalar, hem de talebelerine öğretirdi. Sanatı kunduracılık olmakla beraber, uzun müddet jandarma başçavuşluğu etmişti.
CEMALÎ- Asıl adı Ahmet idi. Karısının köyü olan Karkın’da otururdu. İyi saz çalan Ahmet Cemâlî, okur yazar değildi. Nazenin tarikatındandı ve iyi saz çalardı. Konya’da Parmaksız lâkabıyle tanınırdı, rençberlikle geçinirdi. Altmışında olduğu halde 1352’de öldüğüne göre, 1292’de doğduğu kabul edilir. (M.1875-1935)
AŞIK İBRAHİM- Konya’nın Altınçeşme mahallesinde 1290’da doğup,1351’de öldü. (M. 1875-1934) Nazenin tarikatındandı, kitabetle meşgul olurdu.
AŞIK MEHMET YAKICI- Konya’nın Sarnıç Mahallesi’nde 1295 (M. 1878) yılında
doğmuştur? Çiftçilikle geçinen Konyalı Bekir Ağa’nın oğludur. On iki yaşına kadar Sedirler Mahallesi’nin Mesudiye okulunda okumuş, bir yılda medreseye gitmiştir. Babası ölünce Göçü köyündeki tarlaları ekip biçerek geçinmeye başlamıştır. Aşıklar meclisinde -elde saz- Gufrâni ile bile boy ölçüşmüştür. Kendi hakkında söylediği şu hoş destan gibi ince veya lirik koşmalar, destanlar da yazmıştır.

BÜLBÜL
Bülbülüm dünyada bir güle aşık,
anarsın bu nâre peruanıu bülbül,•
Sahrây-ı âlemde durmaz ötersin,
Çıkarsın gülleri seyrana bülbül.

Ne acayip bir hal, devran edersin,
Bahçede gülleri seyran edersin,
Garip bülbül gibi feryat edersin,
Seni kim tanıyor divâne bülbül

Bülbülüm her yeri gülistan ettin,
gezdiğin bahçeyi bağ bostan ettin,
Söyleyip âleme hem destan ettin;
Duyurursun sesini her yâne bülbül.

Bülbülün feryadı canlara değer,
Nerde güzel görse boynunu eğer,
Bülbülün maşuku gül imiş meğer;
Ç’ıkarsın gülleri devrana bülbül.

EMİNE (Şem’inin Gülü)- Mehmed Efendi isminde bir hafızın kızı olan Emine Hanım, ayrıca bahsettiğim Şem’înin torunu olduğu için “Şem’î’nin Gülü” veya “Şem’inin Kızı” gibi mahlâslar kullanmıştır. 1262’de Konya’da doğup, üç yıl önce 95 yaşında olduğu halde 1357’de ölmüştür. (M.1846-1940). On iki yaşındayken saz çalıp şiir söylemeye başlamıştır. Söylediği divan, koşma vesaireyi oğullarına yazdırmıştır; bu oğulları kadıncağızın deyimlerini önceleri saçma telâkki ederek zaptetmek istememişlerdi: Biraz da bu sebepten en gençlik şiirlerini yaşlandıkça unutur olmuştu. Son zamanlarında bile bazı şeyler söylemiştir. Çoğu hece vezniyle olan ve içlerinde cidden güzel parçalar bulunan deyişlerde vardır.
AŞIK TAHİRİ- Doğum yılı bilinmeyen Aşık Tahirî, Konya’nın Sarıyakup mahallesinde dünyaya gelmiştir? Hem çalan, hem söyleyen aşıklardandır; demircilikle geçinirdi. İsmilli Tahir’le karıştırılmamak kaygısıyle Konya’da “Konyalı Tahiri”diye de anılır.
İSMAİL ÇOPUR- Seyit Mehmet oğlu İsmail Çopur (1287-1871) yılında Konya’nın Fakıdede Mahallesi’nde doğmuştur. Birer müddet rüştiyeye ve medreseye devam etmiştir. Saz
çalmaya otuz yaşından sonra başlayarak, Memilli Hocanın yanında bulunmuştur. Nazenin tarikatına mensuptu.
AŞIK AHMET KIL- Konya’nın Seydişehir kazasında doğmuştur. Güzel seslidir, hem çalar hem söyerdi.
İBRAİM BERBEROĞLU- Hasanoğlu İ. Berberoğlu,1306 (M. 1890),yılında Konya’da doğmuştur. Henüz bir yaşındayken Sille’ye götürüldüğünde babası da aslen oralı olduğu için Silleli İbrahim diye de anılır. Dokuz yaşındayken cura ile musiki hayatına başladı. Önceleri kendi başına çaldıktan sonra, Taşçı Abdullah gibi halk musikisinin tanınmış üstatları yanında bulunmaya başladı. Sekiz yıl (1329-1337) askerde kaldı ve dönüşte sırasıyle saz bağlama, kanun ve başka çalgıları kullanmasını öğrendi.
MUSTAFA GÜRBİLEK- Sille’de 1912 yılında doğan Ali oğlu M. Gürbilek, 14 yaşında kavalla ahenge başladı. Curaya sonraları heves etti. Muhtelif saz ustaları yanında bulundu. Konya’da dokumacılıkla geçinirdi. Görülüyor ki unutulmuş veya ikinci kuvvette görüllmüş olanların adları eksik kalmış bulunmasına rağmen, Konyalı aşıkların ve saz ustalarının listesi -bir buçuk asrı saran haliyle bile- oldukça uzun sürebilmektedir. İçlerinden üç beşinin hüviyetleri hakkında eskiden yayınlanan bazı tarih ve metinlerin yukarıa yayınladığımız notlara göre bazen düzeltilmeleri gerekeceğine de bu münasebetle işaret edelim. Bunca ölmüş halk musikicilerini hayırla ve hayatta bulunanlarını şükranla anmak fırsatını bir kere daha ele geçirebildiğimizden dolayı ayrı bir huzur duyuyoruz.

Konyalı aşıklann “başka şehirlerde de üstünlüklerini kabul ettirmek fırsatını zaman zaman ele geçirebilmiş olduklarını belirten hatıralar vardır; meselâ, hüviyetinden yukarıda bahsetmiş olduğumuz Şem’îni başından geçen böyle bir iki boy ölçüşme sahnesinin hikâyeleri şunlardır: Şem’î lâübalî meşrep idi. Deveci elbisesiyle gezer, üste ehemmiyet vermezdi. Her tanıdığına sevgi göstermeyi vazife sayardı. Harekâtı samimiydi. Hayatında bir kaç defa İstanbul’a gitmişti. Son seyahati esnasında bir aşık meclisine uğradı ve kendisini tanıttırmadan köşede oturdu. Onlar, Şem’î mahlaslı bir koşmayı okumaya geçtiler. Eserini dinlemekten ister istemez zevk duyan koca aşık dayanamadı “virin şu sazı biraz da ben çalayım” dedi. Şairler gülüştüler ve üstadı küçümsediler, keçinin yimediği ot başına vurur dediler. Fakat Şem’i aldırmadı; bütün nezaketiyle sazı ellerinden aldı. Ve derhal çalmaya başladı. Dinleyen aşıklar şaşakalmış hata ettiklerini anlamışlardı. O yine aldırış etmedi, yalnız kendisini bildirmekle kaldı. Şem’î’nin saz ve sözdeki kemâli sonradan soraya aksetti; padişah huzurunda bir saz meclisi kuruldu. Şem’î reislik ve sanatındaki maharetini bütün manasıyla ortaya koyuyordu. Pek memnun kalan padişah, İstanbul’da kalmasını kendisine teklif etti. Fakat kabul etmedi; vatanını tercih etti. Nihayet, çarşı ağalığı uhdesine tevcih edilerek Konya’ya gönderildi. -Artık Konya’daki mevkii önemlileşmişti. Esnafın bütün işleri Şem’i’ye ait oluyor ve her sanat sahibi onun emriyle hareket ediyordu. Bu vazife müddet uhdesinde kaldı.- Nihayet öleceğini anladı ve kalıbımı dinlendireceğim dedi. Defnolacağı yeri tayin etti ve son defa olarak:
Yetiş ey bîvefâ halâllaşasın,
Şem’î ecel camın içti, gidiyor.
beytiyle son bulan koşmayı yazdı. Gerçekten de ondan sonra yazmak nasip olmadı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: