Gönderen: meram | Mart 25, 2007

Geçmişte Meram Trafiği

eski-konya.jpg

Feyzi HALICI

Ortaokul ve lise yıllarında Meram bir masal düşü gibiydi benim için. Meram’ın tarihi taş köprüsünden dört okka, altı okka semtlerine uzayan yolun başlangıç kısmında kerrarların bağlarını yaz tatilini geçirmek üzere tutmuştuk. Eski Meram yolunda tıngır mıngır yaylı arabalarla şehre gidilir, akşamları dönülürdü. Her bağ sahibinin, hali vakti yerinde olan Konya’lıların mutlaka bir yaylı arabası vardı. Dolayısıyla her bağ evinde atlar için mutlaka ahır da bulunurdu. Yaylı arabaların, özellikle akşam Meram’a dönüşlerinde ana yola yakın bağ evlerine yansıyan bir tatlı musikisi duyulurdu, şiir gibi. Vali konağından o yılların yeni icadı hoparlörlerden (1936-1937’li yıllardan söz ediyorum.) tatlı nağmeler yükselirdi. Özellikle Cemal Bardakçı’nın valiliği sırasında hoparlörler bütün Meram halkına o yılların en güzel eseri “Harmandalı”, dursuz duraksız sunulurdu. Bu efe türküsü gençlerin, öğrencilerin en sevdikleri, eşlik edip, oyun oynadıkları bir parçaydı. Meram’ın dillere destan taş köprüsü, kartpostallarda, bayram tebriklerinde Meram’ın vazgeçilmez simgesiydi. Struga şiir şölenlerine, Kültür Bakanlığı adına 1980 yılında ben katılmıştım. Yugoslavya’nın güneyinde Ohri gölünden bir ırmak akardı. Drim ırmağı olarak güneye uzanan bu suyun üzerinde bir taş ve beton köprü vardı. Dünya şairleri olarak şiirlerimizi bu köprüden onbinlerce şiir severlere okumuştuk. Sıra bana gelince, sadece Meram’ın değil, Konya’nın da simgesi olan Meram’ın taş köprüsünden söz etmiş ve şöyle konuşmuştum: “Konya’mız Anadolu’muzun tarih kadar eski bir kültür, sanat şehridir. Mevlâna Celâleddin-i Rumi hazretleri Mesnevi ve Divan-ı kebirinde yer alan elli bin beytini yazmamış, gönül diliyle söylemiştir. Mesnevi bir din ve ahlak eseri olduğu kadar, o çağda müspet bilimlerin ulaşamadığı nice gerçekleri de dile getiren, bir şaheserdir. Konya milattan yedi bin yıl önce de insanoğlunun ilk mesken hayatına geçtiği kutsal beldedir. İlk kooperatif evleri yedi bin yıl önce Konya’da Çumra Çatalhöyük’te imece usulüyle inşa edilmiştir. Hazreti İsa’nın can dostu Sen Pol Konya’da ikamet etmiştir. Konya’da Gül Bayramı, Güvercin Yarışmaları, Atlı Cirit Oyunları, Aşıklar Şöleni, Yemek yarışmaları, Yemek sempozyumları, Milletlerarası Yemek Kongreleri, Satranç yarışmaları, Türk Halk Edebiyatı Kongreleri, Gönül Sohbetleri şiir toplantıları yaptık elli yıl boyunca…”
“Konya’mızın şirin sayfiye beldesi Meram’da tarihi taş köprüde yurdumuzun tanınmış şairlerinin katıldıkları bir Şiir şölenini yapmamış olmanın vicdan azabını çekiyorum. Samimi olarak açıkladığıma inanmanızı istiyorum. Sizi, bir ilke imza atıp, yürürlüğe koyduğunuz için hem kıskanıyor, hem de can-ı gönülden kutluyorum.”
Cidden öyle. Meram dillere destan güzelliği içinde Mevlana Hazretleri’ne, tekmil postnişinlere konu olmuş, mekan olmuş, ney sesleriyle, sema törenleriyle insanlık alemine hak yolunda bir yaşama sevinci sunmuş bir kutsal beldedir. Evliya Çelebi aynı şekilde Meram’ın dullara, gönüllere destan güzelliklerini öve öve dile getirir.
Aşık Fezai, çocukluk yıllarından beri gezip dolaştığı, sere serpe yaşadığı canı kadar sevdiği Meram için duygularını mısra mısra gönülce seven insanlara sunar;

“Tavus Baba gökte bir el ayası,
Birem birem yıldızları sayası.
Yanık bir arzuhal Kızlar Kayası
Aşk-içredir arzuhali Meram’ın.

Esen tatlı gedaveti nerede?
Hatmi güller boy verir pencerede.
Bitimsiz bir bengi-su’dur Dere’de
Cana şifadır Mukbil’i Meram’ın”

1938 yılında Köyceğiz’de Kara Hafızlar’ın bağına taşındık. Meram’a yine yaylılarla gelip gidiyorduk. Belirli askeri, resmi kuruluşların dışında, motorlu araç olarak Ekrem Candanlar’ın iki veya üç taksisi vardı. Onlara da pek kimse binemezdi. Şehrin ve Meram’ın trafik yükünü payton’lar çekerdi. Düğün törenlerinde zengin kimseler Tahir Candan ve Oğlu Ekrem Candan’ın taksisini tutar, konu komşu paytonlarla konvoyu oluşturur, gelinin içine yerleştiği taksiyi sen yatır izler, oğlan evinin yolunu tutarlardı. Konya’da ve Anadolu’da düğünler güz aylarında yapılırdı. Hatırlarım Konya’da atpazarı vardı. Han’larda atlar içinde özel barınaklar bulunurdu. Konya’da 1960’lı yılların sonunda Atlı Cirit Oyunlar, rahcan at yarışları için bu hanlardan çok yararlandık. Atları bu hanlarda misafir ettik. Diyeceğim şu ki, ikinci Cihan Savaşı sırasında Konya’mızda trafik sorunu yoktu. Hatırlarım, hali mağazamızın karşısı Dellal Pazarı’ydı. Lütfü Hodoğlu’nun babası pazardaki işyerine eşekle gelirdi. Yine Püllümün Ali ağa atıyla gelirdi. Sefa Odabaşı’nın da teyit ettiği üzere Meram’a ilk otobüs seferi Ahad’lar tarafında 1939 tarihinde başlatıldı. Yaylı arabaların estetiği, güzelliği hiç unutulmadı, tatlı hatıralar olarak hafızalarımıza nakşedildi.

Reklamlar

Responses

  1. çok güzel bir yazı olmuş
    sanırsam konyanın baya bi eskilerindensiniz
    bizde öyleyiz
    bizim bağlar KÜÇÜKKUMKÖPRÜ bağları
    sizin msn varsa bi konuşsak
    gayet güzel şeyler konuşacağımızı şimdiden
    gözümün önünden geçiyor
    email: mehmet93_166@hotmail.com


Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: