Gönderen: meram | Mart 25, 2007

Meram ve Su

degirmen1.jpg

SELÇUKLU VE OSMANLI DÖNEMİ MERAM SU VAKIFLARI
Sabri DOĞAN

Selçuklu döneminde, Meram deresi su sistemlerine Vezir Sahip Ata Fahreddin Ali katkıda bulunmuş ve kendi adı ile anılan Sahip ırmağını açtırmış ve su dağılımını bir esasa bağlamıştır.(1) Meram deresi kışın bol olan suyuna karşın yaz aylarında su azalmakta ve çok kıymetlenmektedir. Buna göre yaz aylarındaki su 12 okka kabul edilmiş ve ırmaklara şu şekilde bölünmüştür. (2)
1. Şehir Irmağı 4 okka.
2. Yaka Gedekelas Irmağı 2 okka.
3. Sahip Irmağı 2 okka.
4. Karahüyük Irmağı 1 okka.
5. Lalebahçe Irmağı 1 okka.
6. Şehir bağları 2 okka.
Bu su dağılımına Sahip Su Cetvelleri adı verilmektedir. Bu konuda 1936 yılında Konya’ya gelerek bir çalışma yapan Sovyetler Birliği Tarih Profesörü V.A.Gordelevski Konya İrva ve İska Tarihine Dair meteryaller adlı makalesinde(3) , Meram Çayı’nın o devirlerdeki taksimini şöyle yazmaktadır.
1- Sahip Ata Irmağı 2 okka.
2- Yaka Irmağı 2 okka.
3- Şehir Irmağı: 4 okka.
Yazar Selçuk Es, Koyunoğlu Müzesinde bulunan arşivindeki bu konuyla ilgili notlarında bu taksimi verdikten sonra bu ırmakların ulaştıkları yerleri yazmakta, fakat ımaklarla suladıkları bölgeler arasında birtakım uyuşmazlıklar ve yanlışlar olduğunu belirtmektedir. Gordelevski makalesinde bu ırmakların su verdikleri yerleri şöyle belirtmektedir:
1 Şehir ırmağı: 1- Havuzhan, 2- Cirid, 3- Hacı Şaban, 4- Kürden, 5- Orta Irmak (yahut Hocafakıh ), 6- Karakuyu ( Meram’da ), 7-Durunday, 8- Çalıklı, 9- Harmancık, 10- Laleli ( Lale Bahçe),
2- Sahip Ata ırmağı: 1- Meram’ın bir kısmı, 2- Buzhane, 3- Tandır, 4- Kirazlı, 5- Avgın, 6- Selviler ( Server ), 7- Pirebi, 8- Aymanas, 9- Arap öldüren, 10- Kovanağzı, 11- Hasan köy, 12- Evdireşe ( Abdülrreşit ), 13- Karaarslan, 14- Bürümcek başı.
Makalede Yaka ırmağının su verdiği yerlerden bahsedilmemektedir. Şehir ve çevresine su dağılımı Sahip Cetvellerine göre yapılmakta, buna uyulmadığı zaman konu şer’ii mahkemeye gitmekte ve orada çözülmektedir. Hicri 1170 Miladi 1754 tarihli bir şer’ii mahkeme hükmü(4), 1960 yılında Avukat M.Ali Apalı’nın açmış olduğu bir su anlaşmazlık davasında, Sayın Apalı tarafından ortaya çıkarılmış ve mahkemede delil olarak gösterilmiştir. Konya Vakıflar Müdürlüğü’nde aslının bir kopyası ve Türkçe çevirisi bulunan 1754 tarihli hüküm, Abdülbaki Gölpınarlı’nın çevirisi ile şöyledir:(5)
” Aşağıdaki hususun mahallinde yazılması istenmiş, mahkeme katiplerinden Seyid Mustafa Efendi, yazmaya izinli olarak gönderilmiştir. O da Konya Şehri dışındaki vadide akan tatlı suyun, tevsi ve taksim olunması istendiğinden Karaman Valisi Mustafa Paşa Hazretleri tarafından mubaşir tayin edilen, Halil Efendi ve Çavuş kethüdası yardımı ile aşağıda yazılan Müslümanlar huzurunda taksim yeri olan Kavak Değirmeni önünde şer’ii mahkeme kurulmuştur. Bağların sahiplerinden olan ve beratı gösteren Hacı Mehmed oğlu Seyid Mustafa, Pirioğlu Seyid Abdullah ve diğerlerinden hal sorulmuştur. Orada eskiden beri akan suyun yarısı Şehir ırmağı ile Gedeklas ırmağına akar, diğer yarısı Kayayarığı’ndan devam ederek altıya ayrılır. Dört sehimi çaya, iki sehimi ( hissesi) vakıf sahibi Sahip Ata’nın yukarı ve aşşağı iki ırmağına akar. Merhum Sultan Alaaddin zamanından beri böyle taksim olunagelmiştir, diye şahadette bulundular. Sonuçta suyun aynı şekilde taksimine, Şehir ırmağının suyuna halel getirilmemesi için herkese tenbih edildi ve keyfiyet 1170 yılı Zilkadesinde tesbit olundu. Hacı Yusuf oğlu ile on şahit.” 9 Zilkade 1170
Ayrıca Avukat Mehmet Ali Apalı tarafından bulunan ve gene bir kopyası ve Türkçe çevirisi Konya Vakıflar Müdürlüğü Arşivlerinde saklanan ikinci bir vesika da 25 Ramazan 1170 (Miladi 1754) tarihli olup(6); Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubad’a başvezirlik etmiş olan Fahreettin Ali Sultan Alaaddin’in müsaadeleri ile Meram’ın güneyine açtırmış olduğu “Süfli ve Ulvi adı ile anılan, bugün ise Aşağı ve Yukarı Sahip Ata ırmakları diye bilinen bu iki ırmağın suyunu civar bağ ve bahçelere vakfetmiştir. “Kısaca Meram’dan akan ve Kavak Değirmeni önünden ayrılıp şehir ırmağı adını alan ve Kedekilas ırmağına akar, öbür yarısı Kayayarığı denen yere girip, altıya ayrılarak dört kolu çaya, iki kolu merhum vakıf sahibi Sahip Ata’nın yukarı ve aşağı iki ırmağına karışan suyun vakıf olduğu ve müdahale edilmemesi hakkında bilgiler vardır. Bu vakfiyenin de Abdülbaki Gölpınarlı tarafından Türkçe’ye çevrilmiş hali şöyledir:
“Konya Kadısı Muhammet Hıfzı’ya, Alim oğlu Seyid Mustafa, Pirli Çelebi oğlu Seyyid Abdullah, Seyyid Hacı Muhammed, Hüseyin, Hasan vesaire müracat ederek, Karaman Valisi Şehsuvarzade Mustafa Paşa’nın huzurunda, Meram’dan akan ve Kavak Değirmeni önünden ayrılıp yarısı şehir ve Kedekilas ırmağına akan, öbür yarısı Kayayarığı denen yere girip altıya ayrılarak dört kolu çaya, iki kolu merhum vakıf sahibi Sahip Ata’nın yukarıdaki ve aşağıdaki iki ırmağına karışan ve bağlarımızı, tarlalarımızı sulayan ve yukarıda zikri geçen ikiye ayrılmış su, gelip geçen padişahlar zamanından beri mustakil suyumuzdur; Yüzonaltı tarihinde Defter-i Hakani’ye kaydedilen ve elimizde bulunup size arzedilen Şer’ii Huccetle emirler mucibince de serbest olarak bu sudan faydalanır, bağlarımızı, tarlalarımızı sulardık; Miri Mukatası Emini tarafından müdahale ve taarruz edilmezdi; Şimdiki Emin Ahmet Ağa, su vergisi istemeye, ve bizi incitmeye başladı; Ellidokuz tarihinde bu zat ile şer’ii nurafaada bulunduk. Men’edildi. Elimize de huccet verildi; fakat geçen yıl Abdullah Pirli yirmisekiz kuruş, dört yıl önce de Alim oğlu Seyyid Mustafa’dan bir kere on bir, bir kere de sekiz okka kahve, su vergisi adı ile aldı; bu yıl da sulama zamanında suyumuzu kesti, su vergisi istiyor dediler; men’ini istediler. Ellerindeki huccetlerini ve emirlerini gösterdiler. Ahmet Ağa’ya sorulunca evvelki muraafayı ikrar, ancak aldığı vergiyi inkar etti. Davacılardan beyyine istendi; gösteremediler, Bunun üzerine Ahmet Ağa’ya yemin teklif edildi ise de, yemin etmedi. Bunun üzerine aldığı bildirilen paralar Ahmet Ağa’dan alındı, davacılara teslim edildi; bir daha da Sahip Ata Vakfına akan iki suya müdahale etmemesi ve halkı incitmemesi tenbih edildi; keyfiyet zaptolundu. 25 Ramazan 1170
Gene avukat M. Ali Apalı tarafından bulunan ve konu ile ilgili üçüncü bir vesika; 2 Şaban 1231(Miladi 1815) tarihli Sultan II. Mahmud’a ait olan mücdeddet fermanıdır.(7) Bu vesikanın da bir kopyası ve Türkçe çevirisi Konya Vakıflar Müdürlüğü arşivinde bulunmaktadır. Bu vesikada Sultan II. Mahmud’un cülusu münasebetiyle,- her padişahın tahta çıkması ile bütün vakfiyeler ve fermanlar ve emirler Osmanlı Kanunu’na göre yenilenmesi için-padişah tarafından emirname gerektiğinden, Sultan Alaaddin Vakfı diye de bilinen Sahip Ata su vakfı, zamanın evkaf nazırı olan Hafız İsa Paşa tarafından arazi incelemesi de yaptırılarak ve bu vakfın devamına gerek görülmüştür. Gene Abdülbaki Gölpınarlı tarafından Türkçe’ye çevrilen fermanın özeti şöyledir;
Mahmud Han İbni Abdülhamid Han El muzaffer daima.
Konya naibi ve Alaaddin Vakfı mütevellilerine;
Bin iki yüz yirmi üç yılı Cumadelahirinin dördüncü günü tahta geçtim. Bütün emir ve fermanların yenilenmesini buyurdum. Bu arada Haremeyn-i Şerifeyn evkafı nazırı olan Darrüsseaade ağası Hafız İsa Ağa divana arz gönderdi ve nezareti altında bulunan evkafdan Konya’da bulunan Sultan Alaaddin evkafının suyundan bahsetti. Eski zamandan beri Konya’daki bağ araziden geçen ve içilen tatlı su vadi kazası Mahallesinde Kavaklı Değirmen önünden ikiye ayrılıp bir kısmı Kedegilas ırmağından Dikilitaş’a gelince üçe ayrılıp üçte biri Yaka ırmağına, üçte ikisi, adı geçen Dikilitaş’a akar ve Şehir ırmağına eskiden beri akıp Yaka ırmağı altında bulunan ve Hocacihan bağ, bahçe ve tarlalarını sular; su vergisi, şadırvan vergisi vesair vergilerden tamamiyle affedilmiştir. Böyle iken civarda bulunan suların üstünde ve onlardan uzak bulunmakla eskiden beri durmadan akıp bütün bağ ve bahçeleri ile arazi, bu vakfın suyundan sulanırken birkaç yıldan beri su vergisi alan kişiler, İstanbul’da bulunmakla ham tamaa düşüp çok vakitler bir kolayını bularak şeriata ve vergiden affedilmesine rağmen civar bağ ve tarla sahiplerinden su parası, havale parası, adları ile birşeyler istemekte ve halkı zarara sokup mallarını almakta ve suyu kesmektedirler. Bağ ve bahçeler sulanmadığından harap olmakta ve halk zulüm görmektedir. Halbuki eskiden beri bu suyun muayyen miktarı olan iki kısımdan bir kısmının Yaka Irmağından kesilmeyip daim aktığı , bağ ve tarlaların mahsul ve sebzevatın sahiplarinden bir şey istenmediği gibi, istenmemesi ve bu işe girişenlerin men olunması hususunda emrim, Konya naibi Seyyid İbrahim’e bildirilmiş olup, Konya’da vaki Alaaddin evkafı köylerinden Sille köyü ahalisinden büyük bir topluluk da, şer’ meclisine gelerek her biri, yağmurun çoğalması dolayısı ile , ilkbaharda sel gelince bütün bağların ve arazinin sulanması için evvel emir çıkmıştı; fakat yukarı tarafta bulunanlar aşağıda olanları, önce biz sulayacağız diye ızrar etmekte ve aralarında niza’ çıkmakta olduğundan, vakfın menfaati için niza’ın def olması için bu köyde bulunan bağ ve arazi sahiplerinin Konya Su Eminine verildiği gibi bağ ve arazilerinin her dönümünde, sulama vaktinde vakıf mütevellisine malum miktarda bir para vermek şartı ile önce yukarıda sonra aşağıda bağ ve arazisi bulunanlar, bağ ve arazilerini sularlar diye voyvodaları delaletiyle istid’a edildiği cihetle bundan böyle kimseye gadir edilmemesi ve kimsenin himaye olunmaması ve senetsiz su eminliği iddiası ile bazı kimseler işe karıştırılmaması hususunda Küçük Mustafa nam kimse emir itasını dilemiş ve Sultan Alaaddin vakfından Sille ve merhum Sultan Selim İmar evkafı köylerin vakfında su eminliği kaydı bulunmadığı ve bu hususun apaçık meşrut olmadığı bildirilmiş ve bu suretle senetsiz olarak müdahale edenlerin men’i 85 senesi verilen emirde bildirilmiştir, dediler. Seksensekiz senesi Recebinde de Haremeyn-i şerifeyn muhasebesinde kayıtlı bulunan ve Konya şehrinde Alaaddin evkafı köylerinden Sille köyü içinde yağmurun çok yağdığı bir bahar zamanlarında taşan suyun bu karyedeki vakıf arazi ve bahçelerin, vakıf mütevellisi marifetiyle sulayıp dururken bazı kimseler bu hususda münaza ettikleri cihetle bundan böyle yukarı ve orta ve aşağı itibarile mütesaviyen sulanması emredildi, senetsiz olarak buna müdahale edenlerin men olunması Konya Kadısı İsmail eline verilen i’lam ile bildirilmiş olduğundan hiç kimseye gadr bulunulmaması, kimsenin himaye edilmemesi, su eminlerinin, mültezimle havalevilerin müdahalelerinin men ve def edilmesi hususunda bin iki yüz üç yılı şabanın dördünçü günü verilen emrin tecdidi rica olunmuştur. Bunun üzerine kayıtlara müracaat edilmiş, mezkür emrin hilafına başka emir ve kayıt bulunmadığı, fermanın yenilenmesinde mahzur olmadığı, başka Muhasebe, Mevkufat ve Düyunuhümayün kalemlerinde sorulmuş, onlar da, emrin hilafına bir emir ve kayıt bulunmadığını bildirmişler, evkaf nazırı ağa da Haermeyn muhasebesinden bu suretle derkenar vermiş ve bunu Baş Defterdarım Yusuf Ağa da bildirmiş olmakla mezkür i’lamın mucibince amel olunması babında fermanım sudur etmiştir. Buyurdumki yüce hükmüm varınca evvelce olduğu gibi müşarünileh ağanın arzı mucibince ve yüce emrim muktezasınca amel olunmasını emrettim; hilafından kaçınasınız, şöylece bilesiniz ve yüce fermanıma güvenesiniz. 2 Şaban 1231.
Yukarıdaki belgelerden de anlaşılacağı üzere herhangi bir anlaşmazlık sonucunda ortaya çıkan itilafın giderilmesinde şu özellikler göz önünde bulundurulmaktadır: Vakıfların nizamnamesi demek olan vakfiyelerde vakıf sular hakkında da evvela vakıfı tarafından gösterilen şartlara riayet edilmesi gerekir. Böyle bir şart yoksa o takdirde teamüle göre hareket edilirdi. Yani vakıf sudan yaralanmada bugüne kadar o yerde süregelmiş örf ve adete bakılarak o yolda işlem yapılırdı.(8)
_________________________________________________________
1) M.Ferit-M.Mesut, Sahip Ata ile Oğullarının Hayat ve Eserleri, İstanbul,1934, s. 80.
2) A.g.e., s. 80.
3) V.A.Gordolevski, Konya İrva ve İska Tarihine Dair Materyaller,
(Çeviren:Hasan Ortekin) Konya Dergisi Sayı:18-19, Konya,1938, s. 1051-1069.
4) Mehmet Ali Apalı, Konya Altunapa Sularına Ait Üç Vesika Hakkında, 2. Vakıf Haftası (Konuşmalar-Tebligler-3-9 Aralık 1984), Ankara,1985, s. 143.
5) Mehmet Bildirici, Tarihi Su Yapılar, Ankara,1994, s. 157.
6) Mehmet Ali Apalı, Konya Altunapa Sularına Ait Üç Vesika Hakkında, II. Vakıf Haftası, Konuşmalar-Tebliğler, 3-9 Aralık, Ankara,1985, s. 143.
7) A.g.e., s.143.
8) Hasan Güneri, Vakıf Sular ve Su Vakıfları, Vakıflar Dergisi IX, s. 67.

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: