Gönderen: meram | Mart 25, 2007

Meram’a Vuslat

meram.jpg

MERAM’A VUSLAT
Hasan ÖZÖNDER

Meram’a gidiş, varış ve eriş, aşıkları indinde aslında bir vuslattır. Meram’a vâsıl olarak meramına nâil olanlar; arzusuna erenler; dünyanın cenneti bu tabiat hârikasından zevkler, hazlar, keyfler derenler, bütün bunların bilinç idrakinde olanlar için Meram’a yolculuk, son derece zevkli, güzel, hoş, heyecanlıdır. Ona varış, ona ulaşış, bir kavuşmadır, bir vuslattır, bilenler bilir.
Bütün bu güzellikler özellikler, fazilet ve meziyetler görenedir; köre ne? Göz ve gönlü açık olmayan; iyilikten, güzellikten, renkten, kokudan tabiattan, insan eliyle kazandırılan estetik görünümden nasibi olmayanlar, o kafa basarı, gönül basireti kapalı, duygu ve düşünceleri mühürlüler için bu cennet bahçesi misali Meram, sadece bir çayırlıktan, kavaklıktan ibarettir. Böylelerini saldım çayıra, Rabbim gayıra diyerek, güzel olan, güzellikleri seven ve yaratan Yüce Halıkımıza havale eylemekten başka elimizden bir şey gelmez.
Dostlarım sizlere bir şey söyleyeyim mi? Meram’ı görüp, yaşamayan, bu cennet köşenin güzelliklerini görmeyen kimselerden ben korkarım. Korkum kendim için değil, onlar namınadır. Çünkü onlar madde ile haşr olmuş, dünya ile yoğrulmuş, tek duygusu düşüncesi amacı, gayesi,para, madde, çıkar, menfaat olan materyale tapan zavallı kimselerdir. Kavga, bela, sürtüşme, çatışma, infilak etmek onlar için her zaman mukadder ve mukarrerdir.

Üzüntüm, ruh dünyalarında kendi nefislerine yaptıkları eziyet, etrafındakilere, aile fertlerine yaşattıkları azaptan dolayıdır.
Halbuki onların da göz, göz gönülleri açık olsaydı, dünyanın aşırı maddeciliğine bu derece kul, köle zebun olmasalardı da insan olmanın güzelliklerinin sırlarına erebilselerdi daha iyi olurdu. Biz yine de ümit varız; onların da ehl-i zevk, ehli tabiat olmaların niyaz ediyoruz. Onları bu ifaya kavuşturacak olan yine Meramdır. Meramın güzellikleri; rehabilite ortamı, iklimidir. Onlar da bir gün Meram’da Meram’la meramlarına ereceklerdir.
Söz Meram’a vuslattan açılmıştı da buralara kadar gelmişti. Evet Meram’a geliş, bir özleme eriş, merama vasıl oluştur.
Meram bu mânâ ve mahiyetini daha çok Selçuklular zamanından itibaren almaya başlamıştır. Konya’ya gelip de bilen, duyan, öğrenen yerli yabancı her göz ve gönül ehli için Meram’ı ziyaret bir yüksek meram olmuştur.
İşte bu âşıkları, sâdıkları, aş odundan yüreği dağlananları Meram’a götürüp ulaştırarak vasıl eyleyen üç yol, üç tarik bilinmektedir. Bunlardan birincisi Selçuklu asırlarının yoludur. Sekizyüz yıl evvelki bu tarihi yol Konya’nın etrafını kuşatan dış surların Çeşme Kapısından başlardı. Bu kapı bugünkü Şataform binasının yanındaki muhteşem çeşme ve mahzenden adını almıştır. Sadrettin Konevi mamuresinin önünden Havzan’a; buradan Ateşbaz Veli türbesinin önünden Meram’a uzanırdı.
Meram’dan sonra Dere’ye doğru vadide ilerleyerek boğazdan yayla, yamaç, koruluklardan geçtikten sonra Beyşehir yoluna ulaşılırdı. Buradan Antalya’ya, Alanya’ya inilirdi.
Başkent Konya’dan çıkan bu yolun taş döşeli olduğu, günümüze kadar ulaşan kalıntılarından anlaşılmaktadır.
Meram’ın bu Selçuklu güzergâhı, Osmanlılar zamanında görevini daha elverişli olan ve şimdilerde “Eski Meram Yolu” dediğimiz yola bırakmıştır. Gelip, gidenler bu ikinci yolu takip edip kullanmaya başlamışlardır. Yüzyıllar boyuncu yaya, binekli, atlı-arabalı herkesin tercih ettiği yol, bu Osmanlı güzergâhıdır. Kıvrım kıvrım uzanan , etrafı nefis kokulu, iğdelerle sıralı bu yolda son derece zevkli yolculuk yapılırdı. Yol, yazın inadına tozlu, kışın da inadına çamurlu olduğu halde, yolcular Meram’a vuslat için bu zahmeti sineye çekerek kendileri için bir rahmet bilirler, öyle telâkki ederlerdi.
Üçüncü yol, bugünkü “Battı-Çıktı” diye de adlandırılan Yeni Meram Yolu’dur. Dolmuşçu deyimiyle “Meram Yeni Yol”dur. Daha kısa kestirme ve moderndir. Vali cemal Bardakçı zamanında, 1938 yılında açılmıştır. Bağ ve bahçelerin istimlâki ile teşkil edilen bu yeni yol zaman zaman, Osmanlı hatta Selçuklu yolu ile temas ederek, Meram’a varır. Yeni yol zamanla daha da genişletilmiş, artan trafiğe cevap verebilmesi içinde çift yol haline getirilmiştir. Asfaltla kaplı, bol lambalarla aydınlatılmış, trafik levha ve sinyalizasyonlarıyla da donatılmıştır.
Çeşitli özel ve resmi kurum ve kuruluşların yer aldığı “Yeni Yol”, Meram’a ilk otobüslerin de sefer yaptığı yoldur. Bugün yer yer kalıntıları görülen Selçuklu dönemi Meram Yolu dışında Osmanlı asırlarının yolu olan şimdiki “Eski Yol” ile birlikte ama, bilhassa “Yeni Yol” Meramlıların, âşk ve hayranlıklarını bu cennet köşesine kavuşturmaktadır.

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: