Gönderen: meram | Mart 4, 2016

Şair Hasan Rüştü Sokağında Türbeönü Zamanları

Dr. Muammer ULUTÜRK

Türbeönü’nden Alaeddin’e giderken, eski Sümerbank mağazasının sağına döndüğünüzde Fenni Fırın’a giden cadde üzerinde inşaat malzemeleri satan oldukça uzun cepheli bir dükkânımız vardı yetmişli yıllarda. Şimdi çift yönlü olan ve Aziziye adı verilen cadde, o zamanlar dar bir sokaktan ibaretti. Burası Şair Hasan Rüştü sokağıdır. Pürçüklü mahallesinin önemli bir cüzünü teşkil eder.

türbeönü

Türbeönü

Mahallenin eski evleri, ahşap kapılardan girilen bu evlerin küçük hayatlarında gölgelik ağaçları, Şair Hasan Rüştü Sokağında Hasan Çalıkoparan Amca’nın demir atölyesi, Tabelacı Necdet’le komşumuz Tabelacı Turan’ın dükkanları, Boyacı Yakup, Matbaacı İsmail, Hasan Amca’nın mis gibi kokan leblebi dükkânı, Demirci Abdullah Bayburt, halıcılar, antikacılar ve ikindi vakitlerinde bu dükkânlardan günlük kısmetlerini almaya gelen mezcupları vardı. İsimlerini saydığım beyefendi insanlardan sadece biri hayatta şimdi; babamın kardeşliği Demirci Hasan.

Fahri Özparlak’ın Türbeönü’nün daha eski zamanlarına dair yazdıklarına bakarak buradaki mahallelerin eski Konya’nın kalbi olduğunu anlamak kolay oluyor: “Türbeönü, has Konya evlerini bağrında toplayan bir semtimiz. Bir zamanlar orada ev sahibi olmanın ayrıcalık sayıldığı “Türbeönü’nde evi, Meram’da bağı, attan inmez, üstü kirlenmez” tekerlemesinin boşuna söylenmediği yer. Mevleviler ile birlikte zenginler ve eşraf Türbeönü”nde ev sahibi olabilmek için adeta yarışırlardı. 1880 tarihli, düz yazının çeşitli örneklerini toplayan ve Konyalı bir molla tarafından kaleme alınan yazma bir kitapta, “inşa defteri’nde Türbeönü civarındaki oturma birimleri sayılırken Civar mahallede 127 eşik, Durak Fakı mahallesinde 86 eşik, Sarıhasan mahallesinde 110 eşik, Piripaşa mahallesinde 142 eşik, Dedemoğlu mahallesinde 79 eşik, Zincirli de 244 ve Dolap mahallesinde 243 eşik bulunduğu belirtiliyor. Burada eşikten maksat ev veya hanedir. Bu tarihi belgeden anlaşılıyor ki Türbeönü ve civarı yüz sene önce yoğun bir nüfusa sahip bulunuyor.” Türbeönü’nde evi, Meram’da bağı olan fârimez” demişler. Türbeönünde evi, Meram’da bağı olmak bir Konyalı için dünyalığı tamamlamak gibi bir şeydi.

Sokağa adı verilen Şair Hasan Rüştü’nün (d.1870-ö.1936), Şair Eşref’in yakın arkadaşı olduğunu çok sonradan öğrendim. 1870 yılında Ermenek’te doğmuş. İlk tahsilini burada yaptıktan sonra Konya’da 4 yıl medrese tahsilinin ardından 1889 yılında İstanbul’a gitmiş. 1922 yılından sonra yazılarını Babalık Gazetesinde yazmaya başlayan şair, ömrünün son yıllarını otel ve han odalarında hastalık ve parasızlıkla geçirip Konya’da zatürreden ölmüş. Pek acı bir hikâye.

hasan-rustu-kimdir

Sokağın güney tarafı Aziziye Camiine gider. Bolu Lokantasına birkaç basamaktan inilirdi. Mis gibi etliekmek kokan lokantanın ortasında fıskiyeli küçük bir havuz ve kaytan bıyıklı, kibar bir şefi vardı hatırladığım. Şimdiki gibi tahtaların üzerine konulup servis edilen neredeyse masa uzunluğunda etliekmek yapılmazdı. Etliekmeğin hal ve gidişatını İhsan Kayseri Ağabeyden öğrenmek lazım. Seyit Küçükbezirci büyüğümüzün İhsan Ağabeyden rivayetine göre etliekmeğin domatesi güneş görmeden kızaracak, soğan mandalın su biriken yerinde büyümüş olacak, Konya’ya has kıl biberle kemiksiz kaburgadan kuzu eti bunlarla birleşip fırının koltuğunda pişecek. Pişip de önünüze geldiğinde şöyle ney üfler gibi tutulup afiyetleyeceksiniz.

Türbeönü’nden Vali konağına, İstanbul caddesinden Aziziye’ye, Eski Buğday Pazarından Kapu Camiine kadar geniş alanda yapılırdı alışverişler. Ticarethanelerin güngörmüş esnafı, her şeyin kolaylıkla bulunmadığı bir dönemde insanların ihtiyaçlarını elden geldiğince karşılarlardı. Güler yüzlü komşusuyla, esnafıyla Şair Hasan Rüştü sokağında da öyle. Kanaat ehli onca insan sokaktaki bir dükkanda buluşur mevsimin öğle rızkı neyse onu paylaşırdı. Cuma namazları muhakkak Selimiye’de kılınır, tanıdık tanımadık kimselerin cenazelerine iştirak edilir oradan Musalla’ya gidilirdi.

Kâğıt beş liraların iş gördüğü, çeklerin senetlerin, düzenbazlıkların nadirattan sayıldığı, “pırpır”ların; Nalçacı, Otogar ve Öğretmenevleri istikametine dolmuş yaptığı, Kızılay ve Mahkeme Hamamlarının rağbet gördüğü 40 yıl öncesi hayatımız ne kadar sade ve basitti. Halıcılara alışverişe gelen zamanın modasına uygun hippi kızlı erkekli turistlerin karşısına geçer, onları rahatsız ettiğimizin farkında olmadan dakikalarca bakar dururduk. Pek de müsamahalı olurlardı.

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: